• Konya19 °C
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
SAADET PARTİSİ KADINHANI KONGRESİ YAPILDI
25 Şubat 2020 Salı 13:58

SAADET PARTİSİ KADINHANI KONGRESİ YAPILDI

Saadet Partisi Kadınhanı 7. Olağan Kongresi, Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi Birol Aydın, Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, İl Başkan Yardımcıları ve çok sayıda teşkilat mensubunun katılımıyla Kadınhanı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

MİLLETİN MECLİSİNİ BY-PASS ETTİLER!

Programda konuşan Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam, şunları ifade etti; “Ülke olarak zor günlerden geçmekteyiz. 18 yıldır tek başına bir iktidar var. Bundan 20 yıl önce milletimiz her ne kadar ekonomik olarak sömürülse de dini hassasiyetleri olan kesim, özgürlükler adına birtakım sıkıntılar yaşasa da genelde huzurlu, komşusuyla akrabasıyla barışık, örf ve adetlerine, dini değerlerine bağlı, kıt kanaatte olsa geçinip giden bir toplum idik. Ancak 28 Şubat sonrasında oluşturulan Türkiye’nin o günkü hali de göz önünde bulundurulduğunda, sanki Millî Görüşçülermiş veya Millî Görüş ilkelerini hayata geçireceklermiş algısı da oluşturularak Ak Parti tek başına iktidara geldi. Millî Görüş Hareketi yani Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi ve Refah Partisi ile yaklaşık 30 yıllık birikimimizi de kullanarak, iyilik, iyi insan olmak, başkalarına faydalı olmak, ülke kaynaklarının düzgün kullanılması, İslam coğrafyasının dertleriyle dertlenmek, mazlum ve mağdur insanlara yardım etmek , izzetiyle şerefiyle bir Müslüman nasıl olunur, olaylara nasıl yaklaşılır adına neyimiz var neyimiz yoksa hepsi hoyratça harcandı. Ülkesine, milletine, insanlığa nasıl faydalı insan olunur adına 30 yılda dönüştürdüğümüz, şuurlandırdığımız, toplum bilinci ne varsa, tüm birikimlerimiz, sanki bir miras gibi yendi ve mevcut iktidar tarafından talan edildi. Bununla beraber eğitimin, ekonominin, ahlakın, ailenin içi boşaltıldı. 80 – 90 yılda edinilen ülke ekonomisine ciddi katkıları olan, fabrikalar özelleştiriyoruz adı altında satıldı. Köylerimiz, beldelerimiz, ilçelerimiz boşaltıldı. İktidar partisi iktidara gelirken milletimize artık bürokrasinin olmayacağını, kurumlarda işlerinin kolaylaşacağını söylemişti. O günleri hatırlayın! Demişlerdi ki; Herkesin görüşünü alacağız ve ortak akılla ülke idare edeceğiz demişlerdi. İnsanımız müreffeh yaşayacak demişlerdi. Komşularımızla sorun olmayacak sıfır sorun olacak demişlerdi, enflasyon olmayacak, işsiz insanımız kalmayacak, analar ağlamayacak diye koca koca laflar etmişlerdi. 28 Şubat sonrası günün şartlarından da faydalanılarak bu söylemlerle milletin teveccühünü kazanmış ve iktidara gelmişlerdi. Ortak akılla herkesin görüşünü alacağız diyen iktidar partisi, bugün geldiğimiz noktada ise bırakın vatandaşı, bırakın muhalefeti, kendi milletvekilinin, kendi bakanının görüşüne bile itibar etmiyor. Görüşünü almıyor. Milletin meclisi By-Pass edilmiş durumda. Neredeyse müstahdem alımına bile Cumhurbaşkanının karar verdiği bir ülke haline geldik. Bırakın ülke komşularını mahalle komşularımızla bile husumetli olduğumuz, bürokrasi içinde boğulan, ekonomik zorluklar içinde adeta yüzen, işsizliğin %13’lerde hele hele genç işsizliğin %25’lerde olduğu, tarım ülkesi olduğumuz halde tarım ve hayvancılık ürünlerini bile dışarıdan ithal eden bir ülke haline geldik. Bırakın normal okulları, liseleri, imam-hatip okullarında bile milli ve manevi değerlerine bağlı bir öğrenci yetiştiremediğimiz bir ülke durumundayız.  Ailede, sokakta, caddede, mahallede yaşananları hepimiz biliyoruz. Ticaretin ne hale geldiğini hepimiz biliyoruz. Son 5 yılda 80 yıllık 100 yıllık koca koca şirketlerin battığına şahit olduk.  Yani nereden bakarsanız bakın her yönüyle huzursuz bir ülke haline geldik. Bunları uzun uzun anlatacak değilim. Hepimiz biliyoruz. Hepimiz birlikte yaşadık.”

İKİ TAVUK EMANET ETTİK DÖRT TAVUK KAYBETTİLER!

Saydam konuşmasının devamında ise yerel problemlerle ilgili olarak; “Bunlarla beraber yerelde de birtakım sıkıntılar yaşanıyor maalesef. Uygulanan yanlış politikalar neticesinde ilçelerimiz göç veriyor, boşalıyor veya bilinçli olarak boşaltılıyor. Nüfus azalınca, bazı devlet kurumlarını başka ilçelerle birleştirip güya tasarrufa gidiyorlar. Kendi israflarını, kendi masraflarını kısmak yerine, faturayı yine her işte yaptıkları gibi bu işte de vatandaşa kestiler. İşte yakın zamanda Kadınhanı ilçemizin bir kısım imkânları başka ilçelerle birleştirildi. 20 yıl önce Kadınhanı’ndaki bir vatandaşımız kendi ilçesinde rahatlıkla işlerini görürken şimdi başka bir ilçeye gidip gelmek zorunda kalıyor. Hâlbuki iletişim çağında yaşıyoruz. Her şeyin kolay ve hızlı olduğu zamanda yaşıyoruz. Burada ki vatandaşımızın işleri kolaylaştırılması gerekirken, imkânları artırılması gerekirken gittikçe daha da zorlaştırılıyor. Şu an belediyeler dahil devletin birçok kurumu zarar ediyor. Belediye idaresindeki BİT’ler zarar ediyor. Basına yansıdı. Örneğin, hiçbir masrafı olmayan otopark zarar etmiş. Su idaresi bedava olan suyu bilmem kaç katına satıp yine de zarar ediyor. Mesela bizim Konya Büyükşehir Belediyesi zarar ediyorum gerekçesiyle ilçelerdeki ulaşımı özele veriyor. Veya zarar ediyorum gerekçesi ile Ilgın Şeker Fabrikası özelleştiriliyor. Veya bunun gibi birçok kurumu. Yani küçük bir işletmeyi bile işletemeyen adamlara biz getirip koskoca bir ilçenin, bir ilin hatta bir ülkenin idaresini veriyoruz. Bana garip geliyor bu işler, size garip gelmiyor mu? Yani hiçbir şekilde, küçük bir şirketi bile yönetmeleri için emanet etmeyeceğimiz kişilere ilçelerimizi, illerimizi, ülkenin idaresini teslim etmişiz. Kongremiz vesilesi ile buradan başta Kadınhanı ilçemiz olmak üzere herkese sesleniyorum.  Bu kadar yanlış yapan, bu kadar hata işleyen bir idareye bu kadar müsamaha, bu kadar hoşgörü yetmez mi ya hu? Kendilerinin çok kullandıkları bir mesele var. Durmadan söylerler sağa sola. İki tavuk emanet etsen birini kaybederler diye. Bu iki tavuğun birini kaybetmek normal adam işi. Ama bunlar bu konuda çok maharetli çıktılar. Milletimiz bunlara iki tavuk emanet etmişti. Ancak bugün itibari ile ortaya çıkan durum gösteriyor ki bunlar dört tavuk kaybetmişler. Milletimiz bunlara iki tavuk emanet etmişti. Bunlar iki de komşudan almışlar. Geldiğimiz durum itibari ile ortada ne bizim tavuklar ne de komşununkiler var. Tavuğun hepsini de birden kaybedip geldiler. Durduk yere iki tavuk da komşuya borçlandık. Şu an ki durumumuz böyle değil mi? Bütün meselelerimiz çözülecek derken aksine çözülmediği gibi bulunduğumuz noktadan daha da geriye gittik. Buradan vefatının 9. Yılında rahmetli Erbakan Hocamızı Rahmetle anıyorum. Birçok konuda olduğu gibi vefatından kısa bir süre önce bu konuda da uyarmıştı. “Toprak ayağımızın altından kayıyor” demişti. Hakikaten de toprak ayağımızın altından hızla kayıyor. Bu söylediklerim, Türkiye’nin, Konya'nın, Kadınhanı’nın problemleri çözülmeyecek, çözülemeyecek problemler değil. Yeter ki çözüme dair iyi niyet, o irade ortaya konsun. Gelinen durum itibari ile bu işi çözebilecek tek irade, tek çözüm Saadet Partisi’dir. Biz burada Saadet Partisi olarak problemleri bildiğimiz gibi, reçetesi de elimizde, çözüm yollarını da biliyoruz. Yeter ki milletimiz yetkiyi versin. Saadet Partisi’ni yerelde ve genelde iktidara getirsin. Bundan zerre kadar şüphemiz yok. Allah’ın izniyle bizim çözemeyeceğimiz hiçbir problem yoktur.” dedi.

İSLAM, İSLAM’IN YAŞANMIŞ HALİDİR!

Saadet Partisi GİK Üyesi Birol Aydın ise konuşmasında; “Konuşmamın başında 9 yıl önce aramızdan ayrılan muhterem Hocamız Necmettin Erbakan’ı rahmet ve minnetle anıyorum. Hocamızı anlamayı ve anladıklarını gerçekleştirebilmeyi bize ve herkese cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyorum. Bizim omuzumuzdaki sorumluluklar açısından ülkemizin içinde bulunduğu sorunları dile getirmemiz ve çözümlerini ortaya koymaya ihtiyacımız var. Sözlerimin başında şunları ifade etmek istiyorum. Bir şeyin bir kısmı o şeyin bir kısmıdır. Bir şeyin yarısı o şeyin yarısıdır. Bir şeyin tamamı ancak bir şeyin tamamıdır. Bir kitabın yaprağı kitabın tamamı değildir. Kitabın tamamı yaprakların bir araya gelip mücellet hale gelmiş halidir. Namazın bir rekâtı namaz değildir. Namazın tamamı, namazın tamamıdır ve namaz, namazın kılınmış halidir. İslam, İslam’ın tamamıdır ve İslam, İslam’ın yaşanmış halidir. Ne demek istiyorum? Hocamızı arıyoruz. Saadet Partiliyiz, milli görüşçüyüz, bur da bulunmuş olmaktan iftihar ediyoruz. Ama zaman zaman Türkiye siyasetinin içerisinde de inişler çıkışlar oluyor. Seçimler oluyor. Koalisyonlar oluyor. Seçim öncesi seçim sonra ittifaklar oluyor. Birtakım pozisyonlar değişiyor. Bir takım ülke meselelerine ilişkin, bizim ve başka partilerin çeşitli politikaları oluyor. Kamuoyuna deklare ettikleri etmedikleri oluyor. Bunlar ilişkin olarak da çeşitli değerlendirmeler oluyor. Ben en başta niye söyledim, bir şeyin bir kısmı o şeyin bir kısmıdır diye. Erbakan demek, Erbakan'ı anlamak demek bir bütünlük için fotoğrafın bütününe bakmak gerek. Hocamızdan bahsediyoruz. Güzel bir aile terbiyesi aldığını hep beraber biliyoruz tekke terbiyesi aldığını hep beraber biliyoruz. Liseyi birincilikle bitirdi yine liseyi birincilikle bitirenlerin İstanbul Teknik Üniversitesi giriş yapma imkânı olduğu halde hocamızın sınavlara girerek büyük bir başarı elde ettiğini biliyoruz. İkinci sınıftan başlayıp mezun olur olmaz motorlar kürsüsünde Asistan olduğunu ve kendisiyle beraber üniversiteye başlayanlara hocalık yaptığı biliyoruz. Üniversitenin kendisini Almanya'ya araştırma görevlisi olarak gönderdiğini biliyoruz bir buçuk yıl içerisinde 3 müstesna tezle Alman ve Avrupa bilim çevrelerinin dikkatini çektiğini biliyoruz. Türkiye’ye dönünce pancar motor fabrikasını kurduğunu biliyoruz Odalar ve Borsalar Birliği Genel Sekreteri sonra da Başkanı olduğunu biliyoruz. Orada olup bitenleri biliyoruz. 1969 da Konya’mızdan bağımsız olarak parlamentoya girdiğini biliyoruz. Çok etkili konferansları Türkiye satında ortaya koyduğunu biliyoruz. Bir parti kuruluşunu gerçekleştirdiğini biliyoruz. Milli Nizam kapatıldıktan sonra Milli Selamet’i kurduğunu biliyoruz. Milli Selamet Partisi'nin 73 seçimlerinde parlamentoya bir grupla girdiğini biliyoruz ve siyasi iklimin ne şekilde değiştiğine de adım adım bu vesileyle şöyle fotoğrafın bütününe bakınca şahitlik ediyoruz. 73'te meclise giriyoruz. Bugün efsanevi, destansı hizmetleri bizim ve her kesimin takdir ettiği çığır açıcı hizmetleri yapmaya başlıyoruz. Nasıl başlıyoruz 37. hükümetle başlıyoruz. 37. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bir koalisyon hükümeti. Bu Cumhuriyet Halk Partisi ile Milli Selamet Partisi'nin koalisyon hükümeti. Erbakan hocanın Başbakan Yardımcısı olduğu, bizim bir kısım bakanlarımızın olduğu Kıbrıs Zaferi'nin yapıldığı, bugün anlata anlata bitiremediğimiz ağır sanayi hamlesinin temellerinin atıldığı, İmam Hatip okullarının sayısının hem arttırıldığı hem de üniversiteye girme imkanının mümkün kılındığı, Türkiye'nin, İslam Ülkeleri ile olan münasebetlerinde bir milat bir başlangıç olduğunu biliyoruz. Ardından 39. hükümet teşekkül ediyor yine bir koalisyon hükümetidir. Bu koalisyon hükümeti bu sefer CHP ile değil Adalet Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi ile 1. MC hükümeti olarak kuruluyor. O hükümet Döneminde de bir önceki hükümet koalisyon döneminde başlatmış olduğumuz ağır sanayi hamlesi devam ettiriliyor. İmam hatip mektepleri, yüksek İslam enstitüleri ve manevi kalkınmayla ilgili hamleler devam ettiriliyor. Bu hükümette şu ya ada bu şekilde bitmiş oluyor. Bir önceki hükümette 37. hükümet de 39. hükümet de 11 aydan fazla olmuyor. Sonra 80 öncesinin 3. koalisyonunu tekrar kuruyoruz. 2. MC Hükümeti Adalet Partisi ve Milliyetçi Hareket Partisi içinde olduğu bir koalisyonla oluyor. Bu koalisyon döneminde de bugün bizim anlattığımız, bizden sonraki iktidarların, bizden sonraki hükümetlerin, özellikle AK Parti iktidarlarının sata sata bitiremediği fabrikaların bir kısmının hizmete alındığı bir kısmının temellerinin atıldığı koalisyon dönemini yaşıyoruz. Ardından ihtilal oluyor. Bütün partiler kapatılıyor. Bizim partimizde kapatılıyor. Birtakım yasaklar oluyor. 1983'te Refah partisini kuruyoruz. 7 yıl sonra parlamentoya giriyoruz.  Girerken bu sefer başka bir ittifak şekli oluşuyor. MÇP ile yani bugün ki MHP ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile beraber 3'lü bir seçim ittifakı yapıyoruz. Böylece parlamentoya yüzde on artı bir oyla giriyoruz. O kadar güçlü ve etkili bir muhalefet yapıyoruz ki, bu yol gösterici etkili muhalefet 1994'te Türkiye'deki vatandaşlarımızın yüzde 60’ının yaşadığı yerlerde, belediyelerde iktidar oluyoruz. 1994 belediye hizmetleri 1 yıllık yerel yönetimlerde 1995 seçimi öncesinde o kadar tesir uyandırıyor ki Türkiye genelinde vatandaşımızın yakından görebildiği, hissedebildiği, beklentilerine denk düşecek hizmeti, adeta mucizevi hizmetleri ortaya koyuyoruz. 1 yıl içerisinde bu etki öylesine büyüyor ki 1995 Seçimlerinde milletimiz bizi Türkiye’nin birinci partisi yapıyor. Bu sefer yeni bir formül, 1996'da biz yeni bir koalisyon kuruyoruz. Bu koalisyon Doğru Yol Partisi ile oluyor. O koalisyon hükümetimiz de 11 aydan fazla olmuyor. O hükümet döneminde biz, bugün her bir vatandaşımızın diline pelesenk ettiği destansı hizmetleri yapıyoruz. Denk bütçeyi, havuz sistemini, işçiye, memura, emekliye, dula, yetime, dar gelirliye, hayalinin çok ötesinde bir refah sağlıyoruz. Bir kısım insanların bir araya gelerek ancak 6 ayda 7 ayda kurabilecekleri dernek iken 6 ayda bir araya gelmeleri mümkün olmayan 8 tane İslam ülkesini Çırağan Sarayı'nda 1997 Haziran’da bir araya getiriyoruz.” ifadelerine yer verdi.

ANAHTARI BODRUMDA DEĞİL BAHÇEDE ARIYORLAR!

Aydın, konuşmasının devamında ise; “Şimdi bu saymış olduğumuz siyasi partiler başka Gezegenlerden gelmedi bu ülkeye. Şu isimde partiler var. Onlara oy veren insanlar, onların yöneticileri var. Bu partiler Venüs'ten, Mars'tan, başka gezegenlerden veya başka ülkelerden gelmedi. Bu ülkenin insanları bir araya gelip farklı partiler kurmuşlar. Bizler 4 tane hükümet kuruyoruz 4'ü’de koalisyon. 4 tane ittifak yatıyoruz hepsi ile bir araya geliyoruz. Nitekim biz bunlara bir araya geldiğimiz zaman değerlerimizden, hedefimizden mefkûremizden mi vazgeçiyoruz? Ülkenin ihtiyacı ve şartlar bunu gerektiriyor ki bir araya geliyoruz. Kim ki ben şunlarla bir araya gelmem diyor, o hakikatten kopmuş ve bir fantezi peşindedir. Biz sorun çözmek istiyoruz. 1980 öncesinde başka sorunlar vardır. 1990'larda başka sorunlar vardı. 2020’lere geldiğimiz bu zamanda başka sorunlarımız var. Hangi parti ile hangi şartta bir araya gelmemizi gerekli kılacak bilmiyoruz ki. Biz bağnaz bir parti değiliz ki. Biz bizim dışımızdaki siyasi partilere oy veren İnsanların bu ülkenin kötülüğünü düşünerek oy verdiğini düşünen insanlar değiliz ki. Bu ülkede siyaset yapan ve milletten oy isteyen şu şu partiler bu ülke mahvolsun, bitisin, ekonomik olarak çöksün diye siyaset yaptıklarını inanıyoruz ki. Hepsi bu ülkenin iyiliğini istiyor. Hepsi bu ülkenin kalkınmasını istiyor. Hepsi bu ülkede barış olsun esenlik olsun istiyor. Ancak hepsinin kendine ait bir ideolojisi, paradigması var. Bizim farkımız ne bunlardan? Herkes iyilik güzellik istiyorsa, herkes bu ülkenin huzurunu mutluluğunu kardeşliğini istiyorsa o zaman niye bunlar olmuyor? Bunlar niye gerçekleşmiyor? Bizimle onlar arasında ki fark ne? Hocamızı anıyoruz ya hani, 4 hükümet dönemi de onun için ittifak dönemi olarak arz etti. Olaya bütün olarak bakacağız ve sonra hocayı şöyle değerlendireceğiz. Hoca adeta kollarını açarak 'Durun ey kalabalıklar! Bu Cadde çıkmaz sokak.' demiş, haykırmıştı. Çıkmaz sokak derken ne demek istemiş. Bunların ideolojileriyle bu ülkenin sorunları çözülmez dedi. Diğerleri de hayır çözeriz dedi. Onlar çözeriz dedi biz çözemezsiniz dedik. Adeta Nasrettin Hoca'nın hikayesinde olduğu gibi. Hoca Nasrettin bir gün evinin bahçesinde telaşla bir şey arıyormuş komşuları bu durumu görmüşler. ‘Hocam, hayırdır böyle telaşla ne arıyorsun?’ demişler. Hoca ‘Evin anahtarını kaybettim. Onu arıyorum.’ demiş. Komşularda  ‘O zaman bizde yardımcı olalım, beraber arayalım anahtarı demişler.’ Hep beraber aramaya başlamışlar. Aramışlar taramışlar, yan yana gelmişler, 5 yıl gelmişler, koalisyon olmuşlar, ittifak olmuşlar, hep beraber aramışlar ama anahtarı bir türlü bulamamışlar. Sonra hocaya demişler ki ‘Hocam kaybettiğini söylediğin anahtarı arıyoruz ama bulamıyoruz. Allah aşkına anahtarı tam olarak nerede kaybettin’ Hoca da demiş ki. ‘Bodrumda kaybettim, evin bodrumunda.’ Şaşırmışlar demişler ki ‘Hocam bodrumda kaybettiğin anahtarı bahçede neden arıyorsun da? Bize de arattırıyorsun. Yazık değil mi?’ Nasrettin Hoca demiş ki ‘Orası karanlık, burası aydınlık. O yüzden burada arıyoruz.’ demiş. Şimdi iyi niyetle ara dur iyi niyetle ülkenin sorunlarını çözüleceğini söyle eğitimini, ekonomisini, dış politikasını, hukukunu, adaletini çözeceğini söyle. Çözemezsin ki arkadaş. Sen bodruma inmeyi gözüne kestiremiyorsun. Elektrik yakmayı, yılanla, çıyanla mücadele etmeyi, kaçak elektrikle mücadele etmeyi, başına geleceği kestirerek aşağıya inmeyi gözüne kestirmiyorsun. Sen işin kolayına bakmışsın bahçede arayıp duruyorsun. Eğer gaye, eğer hedef eve girmekse, bu eve girmek için anahtar zaruretse, bedel ödemeyi göze alacaksın arkadaş. Bodruma ineceksin. Bir hikâyenin sonunda demiyor mu?  ‘Oğul. Ben sana Kaymakam olamazsın demedim ki ben sana adam olamazsın dedim.’ Biz de birilerine siz Cumhurbaşkanı olamazsınız, siz Başbakan olamazsınız, siz milletvekili, Büyükşehir Belediye Başkanı olamazsınız demedik ki. Biz size bu anlayışla, bu ülkenin sorunlarını çözemezsiniz dedik. Biz size bu yaklaşımla İslam ülkelerinin bir araya getiremezsiniz, yıkım ekibi olmaktan öteye bir iş yapamazsınız dedik.” dedi.

ÜRETİM, KALKINMA, ADİL PAYLAŞIM ANCAK MİLLİ GÖRÜŞ İLE OLUR

Saadet Partisi Kadınhanı İlçe Başkanı Refik Cancan konuşmasında; ''Siyasi Partilerin ülke yönetimlerine ve yerel yönetimlerine talip olabilmesine anayasal anlamda resmiyet kazandırıyor olması anlamına gelen bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açan kongrelerimizden bir yenisini daha icra ediyoruz.
Son dönemde ordumuzun ülkemiz sınır güvenliği kapsamında başlattığı operasyona ve verdiği mücadele esnasında yitirdiğimiz tüm şehitlerimize allahtan rahmet yakınlarına sabrı cemil niyaz ediyoruz.
Bu yılki erbakan haftası anma ve anlama programlarının teması üretim,kalkınma,ve adil paylaşım olarak belirlendi.
Üretim, kalkınma, adil paylaşım ancak milli görüş’le olur. milli görüş’ün tek partisi saadet partisi’dir. saadet partisi iktidara gelmeden ülkede üretim, kalkınma, adil paylaşım hayal olur. bu vesile ile de merhum erbakan hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum.. mekanın cennet olsun hocam
Erbakan hocam..
Biz seni ırkçı emperyalizmle mücadele ettiğin için sevdik.
Biz seni amerika, avrupa birliği ve israil'den ev ödevi almadığın için sevdik.
Biz seni "faiz ekonominin mikrobudur" dediğin için sevdik.
Biz seni "kapitalizm insanlığa saadet getirmez" dediğin için sevdik.
Biz seni "islam şuur dinidir, biz bu içi saman dolu kuşu değil bu kuşun canlısını istiyoruz" dediğin için sevdik.
Biz seni siyasi tavrını "bir saadet partisi var bir de diğerleri" diyerek net bir şekilde ortaya koyarken, aynı zamanda "bir saadet partililer var bir de saadet partili olmaya aday olanlar var" diyerek bütün insanları kucakladığın için sevdik.
Biz seni "sürünerek de olsa iran'a giderim" diyerek emperyalizmin mezhepçilik tuzağına karşı yaptığın uyarıdan örürü sevdik.
Biz seni cihadın ne olduğunu müslümanlara hatırlattığın için sevdik.
Biz seni kukla ile değil kuklacı ile kapıştığın için sevdik.
Biz seni sahtekâr, iki yüzlü, istismarcı muhafazakar anlayışı tepelediğin için sevdik.
Biz seni ne komünizm ne kapitalizm tek çare adil ekonomik düzen dediğin için sevdik.
Biz senin ahlakını sevdik hocam.
Biz seni allah için sevdik,
Erbakan hocam, cihad konuşulacak ibadet değildir yapılacak ibadettir diyordu işte hocam Kadınhanı ilçe teşkilatı olarak 7. olağan kongremizi yapıyoruz ve emanetine sahip çıkıyoruz..

Milli görüşcüler, saadet partililer, aldatmazlar, aldanmazlar, satmazlar, yamulmazlar, yalpalamazlar, düz adamlardır, dik adamlardır. hiçbir makam satın alamaz onları.
Milli görüşcüler ruhlarını koruyan adamlardır onlar. ideallerinden ve hedeflerinden asla vazgeçmezler. yıllar önce bıraktığınız yerde, yıllar sonra saçlarına ve sakallarına düşen aklarla ve alınlarındaki çizgilerle, aynı yerde dururken, aynı şeyi söylerken, aynı değerleri korurken, aynı zulme kafa tutarken, aynı heyecanla ve aynı ruhla beklediklerini görebilirsiniz onları…
Milli görüşcüler, saadet partililer, asla tepeyi terk etmezler. değişmezler ve değiştirilemezler. onlar hedefe kilitlenmiş adamlardır. kimileri slogan adamı derler onlara, kimileri marjinal, kimileri radikal… belki sayıları azdır onların. belki bir avuçturlar ama asla siyonizm’in ve emperyalizmin avucunda olmamışlardır onlar.
milli görüşcüler saadet partililer, kirlenerek çoğalmaktansa, kirlenmeden azalmayı tercih etmişlerdir. değerlerini kaybederek zafer kazanmaktansa, değerlerini muhafaza ederek yenilmeyi seçmişlerdir.
onları milli görüşcüleri, saadet partilileri asla tembellik ederken göremezsiniz. rahat ve konfor yoktur onların sözlüklerinde. bu dünyanın adamı değillerdir çünkü. ve onlar bilirler ki, allah için zamanından ve rahatından veremeyenler, vakti geldiğinde canlarını da veremezler…
Milli görüşcüleri, saadet partilileri, ihale kovalarken, ayak kaydırırken, makam kapılarını aşındırırken, protokol fotolarına girmek için çırpınırken, mal ve makam için el pençe divan dururken göremezsiniz onları.
1968 yılından bu yana kurumsal anlamda siyaset yapan milli görüşçüler yola çıktıkları en orijinal halleri ile bu günlerde 50. yılımızı doldurduk. eğilmeden bükülmeden siyasette tavizsiz geçen bir 50 yıl. bir araya getiren çözüm üreten olmaktan hiç vazgeçmedik. bizimle aynı görüşü paylaşmayan eleştiren, siyaseten karşımızda olan tüm sevdiğimiz arkadaşlarımıza ve çevremize sesleniyorum. yüreklerimizdesiniz, yüreklerinize talibiz ve bu birlikteliği sizlerle sağlayacağız buna inanıyoruz. görüş ayrılıklarımız bu ülkenin mutlaka en temel birleştirici unsuru olduğu için sizlerin bundan sonraki süreçte de görüş ayrılığı olsa da siyaset dilini hep birlikte konuşabilecek bir ortamda sürdürmeyi temenni ediyorum katıldığınız için teşekkür ediyorum.'' ifadelerini kullandı. 

Kongrenin sonunda mevcut Başkan Refik Cancan ve yönetimi oy birliğiyle yeniden seçildi. Saadet Partisi Kadınhanı İlçe Başkanlığı Yönetim Kurulu şu isimlerden teşekkül etti. Başkan: Refik Cancan, Yönetim Kurulu Üyeleri: Seyit Turhan, Mustafa Kılıç, Mehmet Oğurlu, Ülfet Küçüksüle, Hasan Bozdağ, Enes Güller, Hacı Mehmet Basınkı, Alaaddin Karakuş, Mustafa Küçük, Ömer Faruk Küçükkahraman, Murat Özdemir, Hasan Hüseyin Yaşar, Yasin Baş, Metin Bozkurt, Sami Karakoç, Hacı Mehmet Özkul, Emre Demirbaş, Hüseyin Keçeci, Vural Dağ, Fatih Musa Doğru, Mithat Buluç.

Kaynak: BÜLTEN
Bu haber toplam 735 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Kadınhanı Sözcü | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim