• Konya20 °C

HALİL ÖZCAN

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HALİL ÖZCAN

MEVLAM GÖRELİM NEYLER, NEYLERSE GÜZEL EYLER.

31 Mart 2020 Salı 16:19

Çoğumuzun malumudur;  “Ya Rabbi! Kıyamete kadar bizim yolumuzda bulunanlar, bizi sevenler ve ömründe bir kere türbemize gelip ruhumuza Fatiha okuyanlar bizimdir... Bize mensup olanlar, denizde boğulmasınlar; ahir ömürlerinde fakirlik görmesinler; imanlarını kurtarmadıkça ölmesinler; öleceklerini bilsinler ve haber versinler ve de ölümleri denizde boğularak olmasın!..” diye duâ eden Üsküdar da  medfun Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin  Prof.Dr. Safi Arpaguş tarafından hazırlanan NASAYIH VE MEVAİZ isimli eserinin 266.Sahifesinde şöyle bir menkibe anlatılır.”Fukahadan biri bir gün  Hz. Ebu Müslim Mağribi’yi görmeye vardı.Meğer şol zamanda yetişti ki yatsı namazını kılardı.İttifak Ebu Müslim Hazretleri kıraaette bir yerde lahn ( hata ile telaffuz etmek)  ettiler.Fakih hatırından ayıttı ki (Söylediki)  ;”Hayf, (vah, vah, yazıklar olsun) bu kadar yerden gelip zahmet çektim,Kur’an-ı Azim’i böyle lahn ile okuyunca ötesi ne olsa gerek?” Ne ise, namazı kıldılar. Bir miktar uykudan sonra fakihin dahi teheccüdü (Gece namazı) ötesi berisi var idi. Gecesi kalktı namaz kılmaya. Ebu Müslim Hazretlerinin savması(oturduğu yer) bir su kenarında idi. Abdeste vardı, su kenarına gelince karşısına bir aslan çıktı. Geri döndü. Ne etse, baksa ne görse? Bir dahi ardından gelmiş. Bu kere çağırmaktan gayri nesnesi(Çaresi) kalmadı. Çağırınca, şeyh savmasından çıktı: “ Yürüyün hey edepsizler, benim misafirimden ne istersiniz, varın şuradan” deyince, bir iki kedi gibi süründüler aldılar yürüyüverdiler. Şeyh ayıttı (Söylediki) : “ Bak a fakih karındaş! Biz Kur’an da lahn ettikse, sen asıl imanda lahn ettin. Mü’min-i kamil olan bir hayvandan niye korkar?” dedi. İşte böyledir beyim.” Şimdi şu korana virüs denilen illet Allah’ın bir yaratığıdır. Bundan bu derece korkmak yerine onun sahibinden gereği gibi korkmak gerekmez mi? Bu cümleden asla elimizi kolumuzu sallayarak gezelim tozalım anlamı çıkmasın. Elbette ilan edilen kurallara uyulmalı tedbirler alınmalı, emirlere riayet edilmelidir.  Ve de EVDE KALMALIYIZ. Ne yazık ki şu zamanda “Kırk kafadan kırk ses çıkıyor.” derken şimdi yüzlerce kafadan yüzlerce ses çıkıyor ve millet zikre, infaka, tefekküre, Salih amellere ve tevekküle çağrılmıyor maalesef. Manevi telkin, tavsiye ve tekliflerde bulunulmuyor. Doğru olan Devletin resmi açıklamaları dışındaki haberleri ve yorumları dikkate almamaktır. TV kanalları neredeyse günün 24 saati üzülerek ifade etmeliyim ki milletin kafasını allak bullak ediyor, psikolojisini bozuyor. Çoğu bilim adamı bu virüsün özellikleri hakkında tam bir bilgiye sahip olmadıklarını ifade ederken, dün birinin söylediğini ve tavsiye ettiğini bugün bir başkası reddediyor. Bu adamlar Dr. Prof. Ünvanlı koca koca adamlar. Birkaç gün önce birisi; “ Sebze meyveleri karbonat ve sirke ile temizleyin “ tavsiyesinde bulunurken bugün birisi “ Aman ha böyle yapmayın.” diyor. Diplomasından şüphelendiklerime birkaç sözüm olacak. Çanakkale savaşı sırasında cephe gerisine getirilen yaralı askerlere ilk yardım yapılıyordu. Peş peşe getirilen diğer yaralılar bir taşa bir ağaca yaslayıp veya bir gölgeye uzatılıyor, sırasını bekliyordu. Bu arada şehit olanlar bir kenara çekiliyor üzerlerine kireç döküyorlardı. Ortalık ana baba günüydü. Bu hengâmede hasta bakıcı askerler müdahale edilmek için sıra bekleyen yaralı askerlerin üzerlerine de kireç dökmeye başlamışlardı… İşte Çanakkale Harbi ile simgeleşen türküsünde;  “ Çanakkale içinde vurdular beni, ölmeden mezara koydular beni…” sözlerinin bu yüzden söylendiği rivayet edilir. Korku ve endişeye yol açacak yorumlarla bu milleti kurbanlık koyun durumuna düşürmeye ve ölmeden mezara koymaya hakkınız yok. Lütfen bir otorite çıkıp bunları steril etmeli. Mevla’m görelim neyler, neylerse güzel eyler. Vesselam…

Bu yazı toplam 174 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Kadınhanı Sözcü | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim