• Konya0 °C

HALİL ÖZCAN

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HALİL ÖZCAN

GÜNDEMİMİZDE NE OLMALI?

10 Kasım 2019 Pazar 18:30

Toplumsal cinnet: artık annesini öldüren çocuk, eşini kesen tüm ailesini katleden baba, toplu katliam gibi haberlere alışır olduk. Kendisini zina halinde gören altı yaşındaki oğlunu öldüren anne, küçük erkek ve kız çocuklarına tecavüz vakaları, özetle sınır tanımayan ahlaksızlık ve aile içi ensest ilişkiler artık Türkiye de yaşanıyor. (Ensest ilişki, dini, ahlaki ve etik değerler olarak da yasaklanmıştır. Birinci derece akraba olan anne, baba ve kardeşler arası ilişkiler ensest olarak kabul edilir. İkinci derece akraba olan kardeş çocuğu, teyze, hala, dayı, amca, anneanne, babaanne ve dede ile olan ilişkiler ensest olarak kabul edilir. Ensest ilişkide en çok rahatsızlık veren ilişkinin içinde var olan cinselliktir.) Din düşmanlığı, İslami olan her şeye karşı savaş, Müslüman değerler ile alay, en temel İslami inançlarını yerine getirenlere çıkarılan engeller, dini konularda bilgisizlik, toplumun büyük bir kısmı İslam’ın temel esaslarından ve bir Müslüman’ın bilmesi gereken en asgari bilgilerden habersiz. Daha da önemlisi bilgisizlikten kaynaklanan inanç bunalımları ateizm, deizm ve dünyaya tapma. Müslümanların gündemi ise; Geçmiş din alimlerinin eserlerinin bilmem kaçıncı cildinde yaptığı nüans hataları, şu hoca şöyle bu hoca böyle demek, Mehdi geldi mi? Ne zaman inecek? Oy vermek kâfirlik mi? Şeytan neye benziyor? Cin var mı? Gibi daha sayamayacağımız Türkiye’nin gerçeklerinden ve gündeminden uzak uçuk ütopik konular. Sizce de gündemlerimizi belirlerken hata yapmıyor muyuz?
Neler ile uğraşıyoruz. Biz Müslümanlar aşırı ayrıntılar ile uğraşırken kapı bir komşularımız belki de dini bilgiden yoksun olarak dinsiz ölüyor ne dersiniz?  İnsanlık, dünya sisteminin kuşatması altındadır. Dünya sistemine karşı alternatif bir hayat tarzını gerek dini metinlerinde gerekse kültüründe barındırmayan Yahudi ve Hıristiyan milletinin sistemle itikadi ve ameli bir sorunu yoktur. Hatta sistem, kendi ürünleridir. Bu sistem, baskın dünya siyasetinin etkisi ile Müslümanlara dayatılmaktadır. Birçok uluslararası toplantılarda kendi amentülerini deklare eden dünya sistemi, bu amentüye uymayan İslam milletini hizaya getirmek için elinden gelen her şeyi yapmakta ve mubah saymaktadır. Bu çerçevede; daha seküler ve daha liberal bir hayat tarzına zorlanan Müslümanlar; insanı aşan tüm aşkın değerlere karşı da pozitivist bir yaklaşıma zorlanmaktadırlar. Neticede, hayatın bütün alanlarında batılı gibi düşünmeye ve yaşamaya başlayan Müslümanlar iman alanlarını yüzdelemektedirler. Allah’ın (CC) varlığını kabul etseler bile birlik alanında O’nu hayatlarına karıştırmamaktalar ( Ebu Cehil gibi) ve siyasi, içtimai, hukuki, iktisadi ve eğitim alanlarında Allah’a (CC) rağmen bir hayatı tercih etmektedirler. Kur’an-ı Kerim’i ilahi kitap, Hz. Peygamberi elçi olarak kabil etseler bile Kitap’ın ve Peygamber’in yol göstericiliğini pratikte kabul etmemektedirler. Buna göre; hayatımızın her alanına hitabeden ilahi hükümleri zamanın ve mekânın dışına atmak dinde aşırılık değil midir? Dinde aşırılık dinin özüne yapılan ya ekleme veya çıkarma sayılmaz mı? O zaman gündemimizde neler olmalı; Kimliğinde İslâm’ı alan kişinin önce üç noktaya dikkat etmesi gerektiğini inanıyorum. Birincisi; inancı tevhidi olacak. İkincisi; hayatı, amelleri tevhidi olacak. Üçüncüsü; ahlakı tevhidi olacak. Bu üç noktaya dikkat ettiğimizde, kimliğimizin gereklerini yerine getirmiş oluruz. İmanı hakkıyla benimsememiş olan kişilere imandan başlayarak, tebliğimizi sunmalıyız. İmanı benimsemiş olan kardeşimize iyiliği götürüyorsak dikkat etmeliyiz. Kardeşimizin zafiyetini tespit etmişsek bu zafiyetini doğru sözü, doğru zamanı ve doğru üslubu yakalayarak iletmemiz gerekir. Vesselam…

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 144 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Kadınhanı Sözcü | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim