• Konya3 °C

HALİL ÖZCAN

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
HALİL ÖZCAN

DOST DOST DİYE NİCESİNE SARILMAK

14 Şubat 2020 Cuma 19:36

Fedakârlık, vefa ve anlayış demektir dostluk. Karşılıklı yardımdır, katlanmaktır, dayanmaktır, güzel ahlakın paylaşımı ve devamı demektir. Şikâyetten uzak olmak, güzelliklere yakın ve ortak olmak, kötülükleri değil iyilikleri gündeme taşımaktır. Zorlukları, olumsuzlukları, yanlışları, hataları, eziyetleri görmemek ve bir nevi sineye çekmektir. Dostta olabilecek dikenleri, çileleri, noksanları örtmek ve müspete yönlendirmeye gayret etmek, çaba göstermektir. Kendi menfaatini değil dostun menfaatini koruyup, kollamaktır. Konfüçyüs’ün dediği gibi; elmaslardan önce acıları paylaşmaktır. Dostluk, tevazuluk, halis niyet, alçakgönüllülük demektir. Dostluk; ihlası, içtenliği, samimiyeti, lezzeti, vefayı öne çıkaran muazzam bir zincir ve altın bir halkadır. İnsanlık tarihinin en unutulmayan zirve noktası Efendimiz (S.A.V)  ile Hz. Ebubekir ( R.A)  başta olmak üzere, “Cihar-ı Güzin”in teşkil ettiği o muhteşem çizgidir.  Ancak, İslamiyet in bir manada, ulvi bir makamı, önemli bir şerefi, sarsılmaz ve unutulmaz bir gerçeğidir. İnsan ruhunu okşayan, hislere kuvvet ve gıda, bedene enerji ve direnç veren şahane bir haldir. Sabırda, sebatta direnmek, en son söylenecekleri en başa almamaktır. Kuvveti, menfaati, geçiciliği ve basiti değil samimiyeti ve güveni yaşamaktır. Özü de sözü de doğru olmaktır. Sarsılmamak, yıkılmamak, muhatabına hürmet ve tahammül göstermektir. Yemine gerek görmeyecek kadar sözlerine sadık olmaktır. Batı felsefesinin piyasaya hâkim olan; kandırma, hile, vefasızlık, yalan ve madde perestlik üzerine kurulu yaklaşımlarının ilacıdır. İnsan bir yolcudur; bu yolcunun rehberi  Resûlullah (asm), kılavuzu Kur’an, pusulası aklı, sermayesi iman, azığı amel, yakıtı sevgi, karakteri ahlak, süsü edep, sıfatı merhamet, adı şeref ve izzet, parolası sabır ve sebat olursa, insanlığın da dostluğun da en şahane örneklerini yaşar, yaşatır. Üstad Bediüzzaman sarsılmaz ve inkâr edilmez bir dostluk çizgisini belirtirken ve dünya sathına yayarken “ Deccaliyete, süfyaniyete, materyalizme, ateizme ve her türlü şer cereyana karşı en muhkem bir kale, en metanetli bir sur, en kırılmaz bir çizgi olan şahs-ı manevi dairesindeki bu “dostluk” hakikatini devam ettirmek, ancak enaniyet ve hissiyatı bu kudsi havuzda eritmekle mümkün olur.” Demektedir. Aynı dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler diyen gönül sultanı Mevlana Hazretleri işte bu gerçeği haykırır. Duygularda birleşmek ve onları paylaşmak bu kutlu, saadetli, istikametli ve mutlu yol için şarttır. Bütün bunların ardından birlikte paylaşacağımız önemli ve öne çıkan hakikat şudur: Onların diliyle, dehşetli bir devirde, hayretli bir zamanda, karışık ve keşmekeş bir ortamda, garip ve fena hallerin olduğu bir zaman ve zeminde yaşıyoruz. Dışarıdaki bu olumsuz şartlara karşı insan ve Müslüman olarak bize düşen en büyük sorumluluk ve sığınacağımız siper ve önemli vazife dostluğun hatırını yüce tutmaktır. Onu yaşamak ve yaşatmaktır. Basit meseleler için, aramızda kurulmuş olan bu muazzam kaleyi ve hakikati sarsmamak ve sarsılmadan durabilmektir. İnsan olan herkeste hata ve kusurlar tarih boyunca olmuştur, kıyamete kadar da olacaktır. Bütün bunları görerek kabullenerek, dünyevî basit işler için dostluğa, dostluklara gölge düşürmemelidir. Rabbimizden niyazımız dünyadaki bütün Müslümanlara ve bizlere Kur’an ve sünnette anlatılan, tavsiye edilen, ecdadımızın ve bu dava mensuplarının tatbik ede gelip başarıya ulaştırdıkları bu “dostluk” çizgisini bozmadan ve kırmadan devam ettirmektir. Bu halis samimiyeti,  Allah rızasını kazanacak hizmet ve faaliyetleri sürdürme şuurunu, basiretini, ferasetini, sadakatini ve istikametini kaybetmemektir. Ves’selam…

Bu yazı toplam 65 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Kadınhanı Sözcü | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim